Şaraba Gönül Verenler: Serpil Şener

Şaraba Gönül Verenler: Serpil Şener

İtalya'ya yaptığı keyifli bir şarap yolculuğundan sonra şarap üretimine girmeye karar veren Serpil Şener, 2002 Urla'da diktiği asmaları ve USCA serüveni üzerine Nurol Pınar'ın sorularını yanıtladı....
 
Nurol Pınar: USCA olarak Urla’dan şarap sektörüne merhaba dediniz. Şarapla tanışmanız nasıl oldu? Tattığınız ilk şarabı hatırlıyor musunuz?
 
Serpil Şener:Şarapla tanışmamız, 1996 yılında eşimle yaptığımız İtalya gezimiz ile oldu diyebilirim.  Bu gezide Toscana’ yı görme ve güzel şaraplarını tatma şansı bulmuştuk. 
Biliyorsunuz mesleğim avukatlık.  Bu keyifli geziden birkaç yıl sonra Güzelbahçe’nin Payamlı Köyü’nden orman kadastrosu geçmişti ve bir kısım köylünün orman ile ihtilaflı davalarını takip etmeye başlamıştım. Payamlı Köyü 800 m. rakıma sahip çoğumuzun bilmediği doğa harikası bir yerdir.  Köylüler bağcılık ve hayvancılık ile uğraşır. Bol virajlı ve zahmetli köy yolunu tırmandığınızda gözünüzün alabildiği her yerin bağlarla kaplı olduğunu görürsünüz. Eğer hava puslu değil ise en yüksek yerinden hem Seferihisar denizini hem de muhteşem körfez manzarasını seyretmeniz mümkündür. Toscana kadar büyülü bu güzelliğin burnumuzun ucunda olduğunu o güne kadar bilmiyordum.  İnsana inanılmaz huzur veren bağların büyüsünü işte bu davalar sayesinde keşfettim diyebilirim. Bundan sonra da yaşamlarımız bu yöne doğru seyir aldı. 
İlk bağımızı 2002 yılında Payamlı Köyünden almıştık, Urla’da yaşıyor olmamızın avantajı ile 2003 yılında da Urla Kocadağ’daki bağlarımızı kurduk. Bir yandan bağcılığı öğrenirken diğer yandan da evde şarap yapma denemelerine başladık. 
Şarap tutkumuzu geliştirmemizde Yunus Emre Kocabaşoğlu’ nun düzenlediği degüstasyon eğitimleri ve Master of Wine Weekend tadım organizasyonlarının da büyük katkısı oldu diyebilirm.
 
Şarap sektörüne girmeye  nasıl karar verdiniz? Kısaca USCA  sürecini paylaşabilir misiniz?
 
Asında dediğim gibi serüvenimiz bağcılıkla başladı. Bağdan hasat yapmaya başlayınca da şarap denemeleri geldi ardından. Şaraba ucundan bulaşmak diye bir kavram yokmuş, şarap sizi içine alıp sürüklüyor zaten. Dostlarımızın bizi yüreklendirmesi de eklenince 2007 yılında Usca’yı kurduk ve butik bir şaraphane yapma fikrine odaklandık. Yasal süreci tamamlamak oldukça uzun bir zaman aldı. 2012 yılında ilk resmi bağbozumunu ve üretimi gerçekleştirdik. Şaraplarımız 2013 yılından bu yana da piyasada.  Halen Fransız önolog Antoine Bastide Dizard ile çalışıyoruz. 
 
Hiç kuşku yok ki üretimini yaptığınız şarapların sizde yeri ayrıdır. Üretimine katkınız olan şaraplar dışında sevdiğiniz şarap ve bölgeler nelerdir?
 
Dediğiniz gibi ürettiğimiz şaraplar çocuğumuz gibi, her birinin yeri yarı bizde.
Onların dışında tabii sevdiğim birçok üretici ve bölge var. Öncelikle yaklaşık 2 yıldır birlikte emek verdiğimiz Urla Bağ Yolu projemizin üyesi üretici dostlarımın şarapları diyebilirim.  Urla Bağ Yolu bu anlamda çok güzel bir yelpaze sunuyor.
Tabi  sizlere göre daha şanslı olduğumuz kesin, zira sık sık yaptığımız toplantılarda bir yandan bağ yolu için çalışırken bir yandan da birbirimizin yeni ürünlerini ilk elden tatma fırsatı buluyoruz.
Dünyaya bakacak olursak, ilgim daha çok eski dünya şaraplarına diyebilirim. Özellikle İtalya’nın Piemonte bölgesi ve Fransa’nın Rhone vadisi şarapları.  Önceden de çok sevdiğim Barolo ve Barbarescoları,  bu bahar üretici üretici gezme ve farklı yıllarını tatma şansı yakaladım.  Elio Grasso ve Paolo Scavino baroloları  bence bölgenin en iyileri. Rhone’ da ise Guigal diyeblirm.
……………..
 
Şarap sektöründe karşılaştığınız kişisel zorluklar oldu mu? Şarap sektörüne yatırım yapmak isteyenlere neler önerirsiniz?
 
Tabii ki sektörde yaşadığımız zorluklar oldu ama kişisel zorluklar demek doğru olmaz birçok üreticinin karşılaştığı zorluklarla bizde karşılaştık.  Sonuç olarak alkol üretiyoruz ve doğaldır ki sektörde tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeler olmalı. Ancak kaliteyi yükselten ve agro-turizme de inanılmaz katkısı olan butik üreticiler için daha esnek düzenlemeler hatta destekler olmalı. Bu anlamda üreticiler desteklenmeli diye düşünüyorum. 
Sektöre yeni yatırım yapmak isteyenler ise bu işin çok emek ve tutku gerektirdiğini unutmamalı. Şarabın bağdan,  mahzen kadar olan yolculuğunda, özverili bir çalışma, bilgi desteği ve teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanarak üretimi desteklemek şart.  Sabır ise olmaz sa olmazı. Biliyorsunuz doğa size yılda ancak bir kez bağbozumu ve şarap yapma şansı veriyor. Bu nedenle bağdan şişeye kadar her aşamada kontrol çok önemli.
 
Kuşku yok ki şarapla olan yolculuğunuzda pek çok unutmadığınız anınız olmuştur. Bizle unutamadığınız bir anınızı paylaşır mısınız?
 
İki yıl  kadar önce İtalyan bir degüstatör  şaraphanemizi ziyaretimize gelmişti. Antik bir üzüm olan Foça Karası üzerine sohbet ediyorduk.  M.Ö. 1000 li yıllarda Yunanlıların Marsilya’ da koloni kurmaları ile birlikte Anadolu’dan  Fransa’ya yaptığı yolculuğu, bizde ise mübadeleden sonra neredeyse yok olmak üzereyken yeniden canlandırılıp üretildiğinden bahsediyordum ki,  bağda hiç eski bir asma kütüğü bulup bulmadığımızı  sordu. Evet aslında bağımızda aldığımızda var olan koruma altına aldığımız bir asma kütüğü var. Gerçi sofralık bir tür ama çok yaşlı olduğunu hatta rumlardan kalmış olabileceğini tahmin ediyoruz. Mutlaka görmek istedi ve birlikte bağa indik. Asmayı gördüğündeki heyecanını, eğilip asmanın gövdesine sarılışını ve toprağı okşamasın hiç unutamıyorum.

Türkiye’de şarap sektörüne yönelik son düzenlemeler ışığında şarap sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
 
Şarapçılık aslında ekonomi boyutu ile baktığımızda tarımsal bir ürüne çok önemli bir katma değer kazandırabilen bir sektör. Bunun yanı sıra günümüzde gastronomi turizminin giderek hız kazanması karşısında kültürel ve turistik bir misyon da üstleniyor.
Bu topraklar, şarabın doğduğu ve yaklaşık 6000 yıldır üretildiği çok önemli bir kültürel miras bizler için.  Bu değerli miras, doğru kararlar ve bilinçli yatırımlarla aslında ülkemizi dünya şarapçılığında ve gastronomi turizminde çok önemli yerlere taşıyabilir. Bu konuda Türkiye’deki şarap üreticilerin özverili çabaları ve bazı Yerel Belediyeler dışında her hangi bir çalışma yok. Hatta son düzenlemeler bu konuda umut yerine karamsar bir tablo çiziyor diyeblirim.
 

Keyifli yanıtlarınız için teşekkür ederiz. Yarınlarda şarapla yolculuğunuzda başarılar dileriz
 

Mesaj Gönder
© 2010 keyifnotlari.com Tüm hakları saklıdır.

Yemek, şarap kültürü üzerine yazı, değerlendirme ve yorumların olduğu bir içeriğe sahip enogastronomi sitesidir.

Burada yer alan yazılar, değerlendirmeler ve yorumlar hiçbir markanın reklamına,tanıtımına yönelik değildir. Hiç kimseyi alkole özendirmeyi amaçlamaz. Yaşam biçimimiz olan yemek ve şarap kültürü üzerine özgürce düşüncelerimizi paylaştığımız enogastronomi düşünce platformdur.

Unutmayın ki: Bütün faydalı şeyler gibi alkollü içeceklerde fazla tüketildiğinde insan sağlığına zararlı olabilir.

alkol dostunuz değildir.