Şaraba Gönül Verenler: Selim Zafer Ellialtı

Şaraba Gönül Verenler: Selim Zafer Ellialtı

Trakya Bağ Rotası üzerinde, Şarap adası Bozcaada'ya giderken yol üzerinde Gelibolu'da kurulan Suvla Şarapları 'nın öyküsünü,bilişim sektöründe şarap dünyasına katılan Zafer Selim Ellialtı ile şarabı ve yarınlarda şarap yolculuğunu konuştuk...

Ahmet Gök:Şarapla tanışmanız nasıl oldu? İlk içtiğiniz ilk şarabı hatırlıyor musunuz?
Selim Zafer Ellialtı: Şarapla ilk tanışmam lise 1 yazında 1977 yılında Floransa’da oldu. İlk içtiğim şaraplar İtalyan pizzacılarda servis edilen açık sofra şaraplarıydı.

Şarabı keyifle yudumlamak varken zorlu bir süreci göze alıp şarap üretimine girmeye nasıl karar verdiniz? İlk bağlarınızın kurulum süreci ve bugün ki üretim kapasitenizden ve yaptığınız şaraplardan bahsedebilir misiniz?
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü 1983 mezunuyum. Farklı sektörlerde farklı işler yaptım. En son Microsoft’ta yedi yıl kadar profesyonel olarak görev yaptım. 2011 yılında emekli olup ayrıldım, bu arada 2003’ten itibaren tarımla ilgilenmeye başladım. Son yıllarda içinde bulunduğum bilişim sektöründeki herşey çok çabuk tüketiliyor ve hızla gündem dışı kalıyor. Bir şeyi piyasaya çıkarmakta diyelim 3 ay geç kalsan senden önce başka biri yapmış oluyor, bir manası da kalmıyor. Aslında diyebilirim ki öze dönme içgüdüsüyle bu işlere kalkıştım. Yola çıkarken de tarih boyunca süregelmiş ve devamlı olacak, modası geçmeyecek bir işe yatırım yapmam gerektiğine karar verdim. Tarihe dönüp baktığınızda hep iki ürün karşınıza çıkar: Zeytinyağı ve şarap. 1500 senedir varolmuş bu iki ürün. İşte o zaman toprağa yatırım yapmanın benim için  en doğru seçenek olduğuna karar verdim.

Yıllar önce hayalimdeki üzüm bağlarını kuracağımız uygun koşullardaki  arazi arayışımızda, yaptığımız araştırmalar sonucunda hem tarihi ile, hem de yüksek kalitede üzüm yetiştirmeye elverişli özel mikro kliması ile bölge olarak Gelibolu Yarımadası bir anda ön plana çıktı. ‘Mitolojide ‘Şarabın Doğduğu Yer’ olarak anılan, Osmanlı İmparatorluğu’nda sarayda sunulan şaraplar için üzümlerin gizlice yetiştirildiği Çanakkale ve Gelibolu Yarımadası’nda, antik kent kazılarından çıkan sikkeler üzerinde bulunan üzüm salkımı, amphora, içki kabı ve Dionysos ve Priapos başlarından, bu kentlerde bağcılık ve şarapçılığın çok eskiye dayandığını görebiliyoruz. İşte tüm bu sebepler bir araya gelince de hayalimizdeki bağları buraya kurmak benim için kaçınılmaz oldu.

Fabrikamız 5 bin 200 m2 kapalı alana kurulu, ruhsatlı üretim kapasitesi 658 ton yani yaklaşık 850 bin şişe. Tesisimiz 2 milyon litre üretim yapabilecek alt yapıya sahip. Bağ alanımızın artmasıyla paralel olarak üretim kapasitemiz de her geçen yıl artıyor. Hedefimiz yüksek standartlarla üretilmiş kaliteli şarabı ulaşılabilir rakamlarla şarapseverlerin beğenisine sunmak. Yılda yaklaşık 500 ton üzüm işliyoruz. 2. yılımızda ihracatımızın toplam satışlarımızın içerisindeki payı şimdilik yüzde 5 civarında.

Farklı yapım teknikleri ve zengin bir çeşitlilikle üretilen kırmızı, beyaz ve pembe şaraplarımızı Kabatepe, Suvla, Kirte, Suvla SUR, Suvla Sır, Suvla Reserve ve Suvla Grand Reserve serileri altında sunuyoruz. Cabernet Sauvignon, Merlot, Shiraz, Cabernet Franc, Grenache Noir, Petit Verdot,  Chardonnay, Sauvignon Blanc, Roussanne ve Marsanne gibi yabancı üzümlerin yanı sıra bölgemize ait yerel üzümler olan Kınalı Yapıncak ve Karasakız’dan ürettiğimiz 32 çeşit şarabımız var.

Kuşkusuz her üretici gibi kendi yaptığınız şarapları seviyorsunuz. Kendi şarabınız dışında sevdiğiniz şaraplar, bölgeler, üzümler nelerdir?
Opus One – NAPA
Tignanello – Toscana
Domaine-st-prefert-chateauneuf-du-pape-white- Rhone

Sevdiğiniz şarap ile yaptığınız, yapmaya çalıştığınız şarap arasında bir paralellik kuruyor musunuz? Yani sevdiğiniz şaraplar gibi şarap yapamaya çalıyorsunuz? Yoksa her şey doğaya mı bırakıyorsunuz?
Belki çok klişe gelecek kulağa ama bu iş öncelikle bir ‘gönül işi’. Yani sektörün içinde bulunduğu durumu ve şarabın yapılan yatırımı ne kadar uzun zamanda geri verdiğini göz önüne alınca, bu işe sevgiden başka bir sebeple girmiş olmayı düşünmek imkansız. Ben elbette kendi beğenimi referans noktası alarak üretiyorum her bir şarabımızı.. Benim sevmediğim ya da beğendiğim standartların altında bir ürünü Suvla markası adı altında etiketlememiz söz konusu değil. Bunu son derece net ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Öte yandan şarap üretiminde doğanın koşullarının ne kadar dominant bir faktör olduğunu toprakla uğraşan pek çok kişi bilir. Benim beğenimi yansıtan standartlardaki şarabı, her türlü teknik imkan ve insan kaynağını kullanarak üretmeye çalışırken, doğanın bizim için hazırlayacağı sürprizlere de her zaman açığız. Doğa faktörünü Suvla’nın şaraplarını bu kadar özel kılan dokunuşu için bir şans olarak niteliyoruz.

Şaraplarınız genelde katıldığı yarışmalarda başarılı sonuçlar alıyor. Son olarak şarap yolculuğunuzda gelecekten beklentilerinizi, hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?
Suvla’nın lansmanının tam 2 yıl önce yaptık. Şu an 32 şarabımız var, bu süre zarfında 54 madalyaya layık görüldük.  Finlandiya, Çin, Almanya ve Tayvan’a ihracat yaptık. Ancak sizin de bildiğiniz nedenlerden ötürü, alkollü ürünlerin satışı ve marka pazarlamasına yönelik son kısıtlamalar tüm üreticileri olduğu gibi bizi de olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Mevcut durumda büyümenin doğru bir karar olduğunu düşünmüyorum. Ama tabi ki yatırımı durdurmak da markanızı kendi ellerinizle öldürdüğünüz anlamına gelir. Yatırımı durduramayacağımıza göre bizim için en büyük çıkış kapısı, yurtdışında şansımızı denemek oldu bu durumda. Yatırımlarımızı durdurmadan üretimimizin karşılığını bulabileceğimiz başka pazarların arayışına girdik.

Almanya’da Suvla Europe, Amerika’da Suvla US, Kanada’da Suvla Canada adında 3 şirket kurduk. İngiltere için de şirket kurma girişimlerimiz devam ediyor. Almanya üzerinden Avrupa; Amerika, Kanada, Uzakdoğu ve İskandinav ülkeleri’ne ihracat yapma planımız var. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde üretimimizin en az yüzde 80’ini ihraç eder duruma gelmeyi hedefliyoruz. Suvla olarak öncelikli hedefimiz ise; ilk günden beri, Türkiye’de şato tipi yüksek standartta iyi şarap üretmek ve mümkün olduğunca fazla insana bu yüksek standartlardaki şarapları ulaştırmak oldu.

Mesaj Gönder
© 2010 keyifnotlari.com Tüm hakları saklıdır.

Yemek, şarap kültürü üzerine yazı, değerlendirme ve yorumların olduğu bir içeriğe sahip enogastronomi sitesidir.

Burada yer alan yazılar, değerlendirmeler ve yorumlar hiçbir markanın reklamına,tanıtımına yönelik değildir. Hiç kimseyi alkole özendirmeyi amaçlamaz. Yaşam biçimimiz olan yemek ve şarap kültürü üzerine özgürce düşüncelerimizi paylaştığımız enogastronomi düşünce platformdur.

Unutmayın ki: Bütün faydalı şeyler gibi alkollü içeceklerde fazla tüketildiğinde insan sağlığına zararlı olabilir.

alkol dostunuz değildir.
şarap tadımı ve tadım notları, şarap yorumları
Sosyal güvenlik uzmanı burak gençcan caddeköy pasta cafe küçükbakkalköy