Şaraba Gönül Verenler: Hakan Kavur

Şaraba Gönül Verenler: Hakan Kavur

Çanakkale Gelibolu yarım adasından kurduğu Gali Bağları'nda  St Emilion, Pomerol tipinde çok iyi şaraplar yapmayı hedefleyen Hakan Kavur ile şarap tutkusu ve Gali Bağları üzerine konuştuk.....

Ahmet Gök:Şarapla tanışmanız nasıl oldu? İlk içtiğiniz ilk şarabı hatırlıyor musunuz?
Hakan Kavur:Şarap ile bilinçli olarak tanışmam, üniversite yıllarımda, Lozan’da başladı. O zamanlar damağıma ve bütçeme uygun olan Rioja kırmızılarını ve tabiatıyla, Vaud ve Valais kantonlarının beyazlarını tüketmekte idim.

Şarabı keyifle yudumlamak varken zorlu bir süreci göze alıp şarap üretimine girmeye nasıl karar verdiniz? İlk bağlarınızın kurulum süreci ve bugün ki üretim kapasitenizden ve yaptığınız şaraplardan bahsedebilir misiniz?
Şarap üretimine soyunmak, pekte rasyonel olmayan bir gönül işi, ego tatmini diyebilirim.
Hayalim, bağcılık için çok uygun olduğunu düşündüğüm (Bordeaux ve Napa ile yarışabilecek) Gelibolu yarım adasında, St. Emilion – Pomerol tipinde çok iyi bir kırmızı şarap üretmek idi.
Bu doğrultuda, 2007 yılında, %80’i Merlot klonlarından oluşan, 200 küsür dönümlük, monosepaj diyebileceğimiz, Gali bağlarını tesis ettik. (%20, Cabernet Franc, Cabernet Sauvignon ve Viognier)
İki büyük Bordeaux fidancısından, muhtelif lotlarda tedarik ettiğimiz omcaların, bilhassa en üst kalitede ve özel olmalarına dikkat ettik.
Bu gün geldiğimiz noktada, azami 60 000 şişe/yıl kapasite ile her biri Merlot ağarlıklı, Gali, Gali Evreshe ve en son olarak Gali Pure Merlot şaraplarını üretmekteyiz.

Kuşkusuz her üretici gibi kendi yaptığınız şarapları seviyorsunuz. Kendi şarabınız dışında sevdiğiniz şaraplar, bölgeler, üzümler nelerdir?
Saflık, doğallık ve dürüstlük ilkelerine bağlı kalarak üretilmiş şaraplar, bölge ve yöre gözetmeksizin tadılmalılar kanaatindeyim. Bu nevi her şarabın kendine özgün bir güzelliğinin bulunacağının ve şarap severin bunu bulup çıkarıp değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Herkesin, belirli tercihleri oluşacaktır. Şahsen, St. Emilion, Pomerol, Vilette ve Sautern şaraplarını özellikle beğenmekteyim.

Sevdiğiniz şarap ile yaptığınız, yapmaya çalıştığınız şarap arasında bir paralellik kuruyor musunuz? Yani sevdiğiniz şaraplar gibi şarap yapamaya çalıyorsunuz? Yoksa her şe doğaya mı bırakıyorsunuz?
Başlangıçta, sevdiğim şaraplar belirli bir yön oluşturdular. Ancak doğallık ve minimum manipülasyon çok önemli. Nihayetinde, şarabı, bağ, teruar ve siz belirliyorsunuz. Böylelikle kendine özgün bir Gali çıktı ortaya.

Şaraplarınız genelde katıldığı yarışmalarda başarılı sonuçlar alıyor. Son olarak şarap yolculuğunuzda gelecekten beklentilerinizi, hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?
Yarışmalar için özel mikro-lot lar üretmiyoruz. Bununla beraber, evet,  ilk şaraplarımızla almakta olduğumuz sonuçlar, başarılı sayılırlar.
Amacım ve beklentim, Vine Advocate gibi ciddi bir rating kuruluşundan 95 puan ve üstünü görebilmek. Bunun seneler içerisinde devamlılığını sağlıyabilmek. Fakat bildiğim kadarıyla, bu kuruluş, henüz, Türk şaraplarını değerlendirmeye almayı, kabul etmemekte.
18 yaşındaki kızım Dila ve 15 yaşındaki oğlum Ahmet, şimdilik, sıcak bakmamaktalar. Ancak, gelecek için, yine de, ümidim onlarda ve onların çocuklarında.

Mesaj Gönder
© 2010 keyifnotlari.com Tüm hakları saklıdır.

Yemek, şarap kültürü üzerine yazı, değerlendirme ve yorumların olduğu bir içeriğe sahip enogastronomi sitesidir.

Burada yer alan yazılar, değerlendirmeler ve yorumlar hiçbir markanın reklamına,tanıtımına yönelik değildir. Hiç kimseyi alkole özendirmeyi amaçlamaz. Yaşam biçimimiz olan yemek ve şarap kültürü üzerine özgürce düşüncelerimizi paylaştığımız enogastronomi düşünce platformdur.

Unutmayın ki: Bütün faydalı şeyler gibi alkollü içeceklerde fazla tüketildiğinde insan sağlığına zararlı olabilir.

alkol dostunuz değildir.