Bozcaadada yeni bir üzümle gelen yeni bir şarap: Amadeus

Bozcaadada yeni bir üzümle gelen yeni bir şarap: Amadeus

 

Bu yaz yolu bağ ve şarap adası Bozcaada’ya düşenleri hoş bir sürpriz bekliyor.Geçen sene adada dünyaya gelen bir Hırvat bebek. Adını Amadeus koymuşlar. Mineral tatları ön plana çıkan bu beyaz şarap genç balıklarınızla güzel gidecek. Afiyetle içilecek ve keyif verecek.Bu üzüm çok fazla üretilmediğinden ada dışına çıkmakta güçlük çekiyor. Adanın restoranlarını dolaşıyor. Bozcaada’nın ünlüsü olmayı umuyor. Aslında nüfus cüzdanında adı Zlahtina yazıyor.Soğuk iklimlerde daha iyi sonuç verip kaliteli şaraplar üretilirken, sıcak iklimde sofra şarabına uygun geliyor. Ülkeden ülkeye ismi de tadı da değişiyor. Bozcaada’daki iyi tatlanmış, bolca alkollenmiş. 14 derece alkolü ile sıcak havada öğlen yemeğinde içeceğiniz iki kadehle kafanız güzelleşebilir.Şarabın üreticisi Avusturyalı Gareis ailesinin mensubu Oliver'dan hem Amadeus şaraplarının hem de kendilerinin hikayelerini dinledik.
 
Mehmet  Ömer
:Türkiye serüveniniz nasıl başladı?
Oliver Gareis:
Ailem 1962 yılında iş nedeniyle Türkiye’ye geldi. Babam Avusturyalı bir maden şirketinin genel müdürüydü. Istanbul Tuzla’da evimiz vardı ve  İstanbul Mercan Yuvası’nda oturuyorduk.

Bozcaada ve şarap aşkı nasıl doğdu?
Manastır mahallesi Mercan Yuvası’nın hemen yanındadır. Manastırın harabeleri duruyordu. Köyün adı Manastır, harabeler de var, demek ki bir zamanlar papazlar orada yaşamıştı ve şarap üretmiş olmalılardı.Bu düşüncelerden yola çıkarak babam evimizin ön tarafina bir bağ kurmaya karar verdi. Yaklaşık bir dönümlük bir araziye. Fideleri de, şimdi Tarım İl Müdürlüğü olan Göztepe Ziraat’ten temin etmiştik.Tabii o dönemde bağ vs ile ilgili pek bilgimiz yoktu ve çeşit çeşit üzüm diktik. Literatürde olan ve olmayan tüm bağ hastalıklarını yaşadık ve üç, dört yıl sonra, bir kilo bile üzüm toplayamadan bağı söktük.Ancak o esnada kasa kasa Çavuş üzümü alarak evde şarap yapmayı denedik. Kimi zaman sarap, kimi zaman sirke elde ettik.1980’lerde babam babam emekli olunca ve Tuzla’nın denizi kirlenmeye başlayınca, daha önceden Bozcaada’ya yerleşmiş olan arkadaşları, çok beğeneceğini söyleyerek adaya davet etti.Karar verildi ve yola çıkıldı. Yıl 1986. Odunluk İskelesi’nden eski çıkartma botu ile adaya gidildi. Üç gün planlanan seyahat 10 gün sürdü ve Bozcaada tutkusu o zaman başladı. Arsa, ev vs. alındı ve babam bağ işini daha ciddi ele almaya karar verdi.Bir Avusturyalı olarak hep iyi şarap özlemi çekiyorlardı ve beklentileri doğrultusunda şarap Türkiye’de üretilmiyordu. “Buraya ne ekelim?” derken Çanakkale’den fide üzerine uzman Ersan Bey ile tanıştı ve üzüm çeşitleri hakkında bilgi aldı.Babam Cabernet Sauvignon ekmek istiyordu. Ancak Türkiye’de bu fideler var mıydı, adaya uyum sağlayabilir miydi, rüzgar ve toprak bu cins üzümün yetişmesi için uygun muydu, bilmiyordu.Ersan Bey yıllarca ada bağcılarına Cabernet ekmelerini tavsiye etmiş, ancak kimse yanaşmamış.Herkes Kuntra Karalahna, Vasilaki gibi üzümlerden çok memnundu. Babam hemen Cabernet fikrini benimsedi, yüksek sistem, sulamalı bağ kuruldu. O esnada ada bağcıları Cabernet üzümünün Kuntra’ya gore 5-10 misli daha fazla para ettiğini görünce, büyük miktarlarda Cabernet ekildi. Günümüzde en iyi Caberneler Bozcaada’dan temin edilmektedir.Yüksek sistem, sulama vs, ada için bir ilkti. Daha sonra başka bağlar  alındı ve ağırlıklı olarak Cabernet  dikildi. Shiraz hem tek başına hem de Cabernet  ile iyi kupaj verdiği için biraz da Shiraz ekildi. Su an toplam 35 dönüm bağ ekili, yaşları 1 ile 15 arası.Bu bağlardan elde ettiğimiz üzümlerden kısmen şarap yaptık ve iyi sonuçlar aldık, kalanını ise üzüm olarak sattık.Evimizde şarap üretimi icin başvurduk, ancak izin verilmedi (ya imalathane  olacak ya da ev).Bunun üzerine sanayi bölgesi diye geçen fabrikamızın bulunduğu yeri alarak bu işi profesyonelce yapmaya karar verdik. Prosedürler biraz zaman aldı  ve 2010 senesinde tüm izinlerimizi alarak üretime başladık.  Bu yıl da sarap satışına basladik.  Ilk sene, kendi bağlarımızın üzümlerini kullanip yaklaşık  15 bin şişe üretecegiz ve yavas yavas miktarları artıraracağız. Hedefimiz yılda 10 bin şişe. Çesit olarak su an Shiraz, Cabernet Sauvignon kırmızı ve roze ve beyaz sarap  olarak Vasilaki ve Zlahtina ürettik.

Bozcaada’da Zlahtina dikmeye nasıl karar verdiniz?
Zlahtina üzümü Adriatik’te, iklim ve toprağı Bozcaada’ya çok benzeyen bir adada yetişir. Annemle babam bir seyahatlerinde tesadüfen Zlahtina şarabı içmiş ve beğenmişler.Hafif,  balıkla iyi uyum saglayan bir sarap. Bozcaada’nın iklimi aslında tipik bir kırmızı şarap bölgesi  olmasına rağmen, benzer iklim şartlarindan dolayı deneme amaçlı bu üzümden az bir miktar etmeye karar verdik. Üzüm cok iyi uyum sağladı. Güzel de bir şarap verdi, tabii ki bu üzüm bir Chardonnay, Sauvignon Blanc değil, ama amaç ada şartlarinda düzgün bir şarap vermesi.

14 derece gibi yüksek alkol sizin tercihiniz mi?
Üzümün olgunluğu, hem görsel hem de fiziksel özelliklere göre tayin edilir: çekirdek kararmış olacak,  üzümün sapı kararmaya başlamış  olacak. Ve tabii şeker oranının unutmamak gerekir. Üzüm, şeker oranı yüksek, ancak olgunlaşmamış olabilir. Şeker oranı takribi bir alkol oranı verir, ancak yıldan yıla, bağdan bağa sapma vardır, yani tahmin ettiğinizden biraz az veya fazla alkol çıkabilir. Nihai alkol tespiti şarap oluştuktan sonra yapılır. Bize göre güçlü, yoğun bir kırmızı şarap için 13.5 – 14 civarı bir alkol derecesi idealdir. Alkol aynı zamanda bir ‘tat  taşıyıcısı’dır. Yanı sıra, işçi bulma zorluğu, bayramlar, hava durumları gibi sebepler bağ bozum tarihini  etkiler.

Ada şarapçılığına getirmek istediğiniz yenilikler var mı?
Yasal kısıtlamalar nedeniyle bazı şeyleri, istediğiniz halde yapamıyorsunuz. Aslında üzüm posalarından çok güzel grappa üretilebilir, ancak mevcut yasalar yüksek dereceli alkoller için 1.000.000 litre tahdidini koyuyor.Bu posalar ancak hayvan yemi veya gübre olarak değerlendirilmekte. Köpüklü şarap konusuna gelince: Türkiye’deki tüketim alışkanlıkları Avrupa’ya göre çok farklı. Şampanyalı kahvaltı, kafede gün içerisinde bir kadeh şampanya içmek gibi alışkanlıklar Türkiye’de yok gibi. Ayrıca kopüklü şarabın vergileri de normal şaraba göre çok yüksek. Bundan dolayı bu konuyu şu an düşünmüyoruz.Şarap çesidi olarak, istediğimiz kalite ve miktarda üzüm buldukça farklı ürünler çıkartmayı planlıyoruz. Rozeler genelde ikinci kalite üzümden yapılır ve belki bundan dolayı yıllarca roze pek satılmadı.Ama geçtiğimiz sene inanılmaz bir roze şarabı patlaması oldu. Bundan dolayı beyaz gibi içilebilinen, kırmızı gibi güçlü ve birinci kalite Cabernet’den bir roze yapmaya karar verdik. Kararımiz doğru olsa gerek ki, bu roze tutuldu. Önümüzdeki senelerde belki farklı üzüm ve kupajlardan hem kırmızı hem roze yapabiliriz. Amacımız, çok fazla yayılmadan, bağlara büyük özen göstererek, iyi kalite üzüm, dönüm başı düşük tonajlar ile yüksek kalite şarap üretmek.


Başarı dileklerimizle Gareis Ailesinden ve Bozcaada’dan ayrılıyoruz.


Mesaj Gönder
© 2010 keyifnotlari.com Tüm hakları saklıdır.

Yemek, şarap kültürü üzerine yazı, değerlendirme ve yorumların olduğu bir içeriğe sahip enogastronomi sitesidir.

Burada yer alan yazılar, değerlendirmeler ve yorumlar hiçbir markanın reklamına,tanıtımına yönelik değildir. Hiç kimseyi alkole özendirmeyi amaçlamaz. Yaşam biçimimiz olan yemek ve şarap kültürü üzerine özgürce düşüncelerimizi paylaştığımız enogastronomi düşünce platformdur.

Unutmayın ki: Bütün faydalı şeyler gibi alkollü içeceklerde fazla tüketildiğinde insan sağlığına zararlı olabilir.

alkol dostunuz değildir.