İtalya'nın Ortası Bologna

İtalya'nın Ortası Bologna


Daha önce de yazdığım gibi, ismi B ile başlayan şehirlere türlü aksilikler yüzünden, istesem de bir türlü gidemiyorum. N eyse Bologna’ya giderek bir engeli daha atlattım. Darısı Beyrut’un başına… Uzunca zaman önce biletlerimi alarak Bologna seyahatimi planladım. Ne çok Türk varmış burayı ziyaret eden, çoğu bir yerlere gidebilmek için konumundan dolayı buraya gelmiş, çok azı bizim gibi dört gün kalarak, orayı doya doya gezmiş… Biz yılbaşından bir gün önce gidip, Noel pazarını da görme şansına sahip olduk. 1566’da Tommasso Lauretti’nin tasarladığı ünlü çeşme “Fontana di Nettuno”yu görmek gerçekten güzeldi. San Petronio Kilisesi 1390’da yapılmış ve oldukça heybetli ve etkileyici bir yapı. Abbazia di Santa Stefano ise beklediğimden çok daha büyük ve karışık bir yer çıktı. Dört farklı kilisenin iç içe yer aldığı bu labirent gibi bir kompleksin iç avlusunda 8. y.y. dan kalma Lombard yazıtları bulunuyor.Buranın sakinleri tarafından üretilen ürünlerin bulunduğu bir satış alanı da mevcut, şampuandan, sabuna, muma , biraya (ne yazık ki tükenmişti tadamadık),ancak oldukça kuvvetli iki farklı dijestiflerini tatma şansımız oldu, ben her zaman ki gibi koyu renkli olanını beğendim…

Gelelim yemeklere ve şaraplara; ilk akşam araştırmalarımdan en hoşuma giden yer olan Ristorante Matusel’e gittik. Rezervasyonsuz gitmeyi göze aldık ve küçük de olsa her zamanki gibi masa bulabildik. Burada ki tek turistler biz ve yan masamızda oturan Japon bir çiftti. Böylece hafif köpüklü bir şarap olan Pignoletto üzümünden yapılan şarapla burada tanıştık ve bundan sonra hemen hemen tüm yemeklerimizde başlangıç olarak bu şarap bize eşlik etti, bu keşfimizden çok memnunuz… Yemeğimize seramik bir fırın kabında servis edilen küçük ahtapotlar ile başladık. Ardından ben, deniz ürünlü ravioli, Ahmet ise buraya gelip de yenmeden dönülmemesi gereken Bolonez soslu Tagliatelle ile devam etti. Tabii yanına kırmızı şarap söylemeyi ihmal etmedi, ben şarabımdan memnundum. Her yerde farklı stillerde yapılmış tablolarıyla oldukça ilginç bir mekândı doğrusu…

Yılbaşı gecesi her yere daha önceden rezervasyon yapıldığı için, biz yer bulabildiğimiz Trattoria Belfiore’ye rezervasyon yaptırdık. Yine bizden başka yabancı kimsenin olmadığı bu aile işletmesinde sakin bir yemek yedik. Önce yine pignoletto ile başladığımız yemeğimize, bölgenin kırmızılarından Rubiconi Sangiovese 2013 ile devam ettik. Breasola tabağı güzel bir başlangıç oldu, ardından ben ıspanaklı tortelloni, Ahmet ise yine tagliatelli ile devam etti o sonrasında biftek yese de ben ne yazık ki çoktan doymuştum. Sonrasında otelimize dönüp soğutmuş olduğumuz köpüklü şarabımızla Corte di’Aibo Colli Bolognesi  Pignoletto Frizzante  ile birlikte, Piazza Maggiore’de ki yılbaşı kutlamalarını izlemek üzere yola koyulduk. 2014’ü kapatmanın en yolunu kağıttan bir objeyi yakarak kutlamak olduğunu düşünmüş olmalılar ki saat tam on ikide ateşe verdiler, her halde Şamanizm etkileri diye düşündük... Küller göğe savrulurken herkes şarap içip dans ediyordu…

Bologna’da öyle güzel şeyler yedik ki ben en sevdiklerimi yazıyorum. Mesela Pazar yerinde olan Zerocinquantello’da öğlen yemeğimizi çoğu İtalyan gibi, salam ve peynir çeşitlerine eşlik eden Agriverde Riseis  Pecorino Terre Di Chieti 2013 Şarabı ile yedik. Güzel ve lezzetli idi ama Parma’da yediklerimiz kadar değil, o başka bir yazının konusu…

Bir de çok sevdiğimiz, bir mekan olan Trattoria del Rosso’yu mutlaka yazmalıyım. Tolga Tezsevin’in Bologna yazısında okuyup buraya gitmeliyiz diyerek not aldığım yer. Oldukça geç gitmemize rağmen, hemen masa ayarlayarak bize güleryüzle servis yaptılar. Bu gezimizde ki favori üzümümüz olan Collezione Villa Pulie  Colli Bolognese Pignoletto 2013 ile başladık tabii. İkimizin paylaştığı kızarmış polentaya  krem peynir eşlik ediyordu, çok beğendik bu tabağı, basit ama lezzetli. Ardından Ahmet mantarlı lazanya, ben sebze soslu gnocci yedik. Tabii kırmızı şarapsız olur mu ? Poderi dal Nespoli Fico Grande Sangiovese di Romagna Superiore 2013 ile devam ettik.

Bologna bir et cenneti ama benim gibi bundan çabuk sıkılırsanız, vejetaryen seçenekleri ile mutlu olacağınız bir yer Trattoria del Rosso. Bologna kısa uçuş süresi ile hafta sonu bile gidilebilecek kadar yakın, bazı İtalyan şehirlerine göre oldukça ekonomik, tekrar gidilebilecek kadar da güzel ve keşiflere açık bir yer bence…

1/24/2015
Mesaj Gönder
© 2010 keyifnotlari.com Tüm hakları saklıdır.

Yemek, şarap kültürü üzerine yazı, değerlendirme ve yorumların olduğu bir içeriğe sahip enogastronomi sitesidir.

Burada yer alan yazılar, değerlendirmeler ve yorumlar hiçbir markanın reklamına,tanıtımına yönelik değildir. Hiç kimseyi alkole özendirmeyi amaçlamaz. Yaşam biçimimiz olan yemek ve şarap kültürü üzerine özgürce düşüncelerimizi paylaştığımız enogastronomi düşünce platformdur.

Unutmayın ki: Bütün faydalı şeyler gibi alkollü içeceklerde fazla tüketildiğinde insan sağlığına zararlı olabilir.

alkol dostunuz değildir.