Cennetin Dört Atlısı ve Bourgogne Kraliçesi

Cennetin Dört Atlısı ve Bourgogne Kraliçesi

Tuğrul, Aziz, Bora, Osman ve Berna Anısına
 
İnsan beyninin uçsuz bucaksız yani sınırsız evreninde duygular, düşünceler, anılar, tatlar, keyifler giderek hızlanan bir hortum gibi önce içine alır sizi, ardından bilmediğiniz yıldızlara doğru savurur. İçinde özgür atlar koşturur ve yaratıcılığın sınırı yok diye haykırırlar. Cennetin dört atlısına dönüşen ‘’Eski Kardeşler ile Bourgogne Kraliçesinde’ olduğu gibi.
 
Lyon’dan tam kuzeye A6 ile önce  Beaujolais ardından Macon geçilir. Mersault tabelaları görülmeye başladıktan kısa bir süre sonra Bourgogne’un merkezi Beaune’dasınız demektir.  Bu küçük ancak sevimli kentte Boulevard G. Clemenceau üzerinde yer alan otelimiz Hotel de la Poste aslında bir dönemin şehir postanesi. Temiz ve oldukça şık odaları ve merkezi konumuyla tavsiye edilir. 
Otelden çıkıp güney-doğu istikametinde 200 metre kadar yürüdüğünüzde akşam yemeği için seçtiğimiz restoranımız Le Breton’a (www.lebreton.com) ulaşırsınız. Şef Bruno Monnair 2007 yılında Michelin yıldızını almış. Güzel bir akşam yemeği için seçimlerimiz; kızarmış ıstakoz ve ardından böğürtlen soslu kalkan olunca eşlik etmek üzere  Pulingy-Montrachet, 1er. Cru ‘Les Perrieres’ 2007 seçmek neredeyse zorunluluk haline gelir. Halen pırıl pırıl canlı görünümde, burunda ayva, şeftali, limon aromalarına ikinci burun ve damakta akasya eklenen şarabımız damakta yuvarlak, yağlı bir izlenim, gliserol tatlılığı ile uzun bir bitiş sağlıyordu. Çok keyifliydi.
 
 
Güneyden kuzeye doğru Bourgogne Cote De Beaune ve Cote De Nuits olarak ikiye ayrılır. Beaune şehrini içine alan bu birinci bölgede güneyden itibaren Santenay, Chassagne ve Puligny Montrachet, Meursault, Volnay, Pommard ve Beaune’nun hemen üzerinde Aloxe-Corton vardır. Her biri başlı başına dünyaca meşhur teruarlardır. Ama Cote De Nuits’e geçip Nuits-St-Georges biraz aşılınca efsaneler başlar; Vosne-Romanee, Chambolle-Musingy, Vougeot ve Gevrey-Chambertin. Yani Cennetin atlıları. 
 
Güzel güneşli bir gün. Şehirden güneye doğru D973 üzerinden 10 dakika içinde sırasıyla Pommard, Volnay ve Meursault’ya ulaşıyoruz. Pommard AOC sertifikalı. Beyazlarda Chardonnay yanı sıra Pinot Blanc ve Pinot Gris kullanılıyor. Büyük şarapları yok ama standartları yüksek. Kapasiteli üretici Pere&Fils’den bir 2006 Pommard tadıyoruz. Siyah meyveler, iyi bir tanen ve isli fıçı tatları ile enteresan. Birkaç kilometre içinde Volnay’dayız. Bu bölgenin de Grand Cru’su yok. Yine de çok iyi üretimler.
 
Bu kadar yaklaşmışken ilk inşası 11. yüzyılda olan Chateau de Meursault’yu ziyaret etmeden olmaz. Bölgenin en büyük şatolarından, 60 hektarlık bağları tipik bir Bourgogne örneği olarak 20 km içinde 100 ayrı parselden oluşuyor. Şaraphane ve fıçı kavları etkileyici. Bölgede iki ayrı toprak yapısı olduğunu öğreniyoruz. Premier Cru’larda ‘Charmes’ diye isimlendirilenler gevrek, etsi ve dolgun iken bir gece önce tattığımız ‘Perrierre’ler sek ve çakmaktaşı izlenimli mineral.
 
Kısa bir dinlenmeyi takiben otelimizde yemeğe karar veriyoruz. Şef bizim için tarhunlu tavuk, Mavi yengeçli orkinos ızgara ve kızarmış dana omuz yapıyor. Şarabı seçiyorum; 2004 Grand Cru bir Corton, Domaine Latour. Yakut renginde. Burunda meyankökü, olgun siyah erik, deri, vanilya. Çok zarif bukelerle değişiyor ve damakta kalıcı. 
 
 
Üçüncü günümüz. Hospices de Beaune Hotel-Dieu hedefimiz. Bourgogne Dükü 1443 yılında inşa etmiş bu hastane kompleksini. Sayısız hastaya hizmet vermiş, gotik fasadları ile ortaçağ mimari şaheseri. Fakirler için ayrılmış özel bir koğuş yanı sıra şapel, laboratuar, eczane ve özel bölümlerden oluşuyor. Hastaneyi yaşatan gelirinin başında, 61 hektar bağlarından üretilen şaraplar için her sene kasım ayında düzenlenen açık arttırma geliyor. Bir adet Hospices de Beaune 2007 satın alıyoruz. 

Bugün dolu bir programımız var .Arabamıza biniyor ve A6 üzerinden önce Montbard’a kadar çıkıyoruz. Yol yaklaşık 95 km ancak manzaralı ve keyifli. Fontenay Manastırı bütün muhteşemliği ile 1118’den beri orada duruyor. Dünya Mirası listesinde. Manastır külliyesi içerisinde latin haçı şeklinde inşa edilmiş bir kilise, revir, yatakhane, mutfak, toplantı salonları ve olağanüstü bir bahçe var. Öğlene kadar Fontenay Abbey’de oyalanıyor ardından D956 ile bir 55 km daha yapıyor ve Chablis’ye varıyoruz. Hafif yükselen tepelerle çevrili bir vadinin ortasında topu topu 2000 nüfuslu minik bir kasaba Chablis. Öte yandan dünyanın bilinen ve
sevilen asit-mineral bombası Chardonnay’leri işte bu Serein nehri etrafındaki killi-kireçli topraklardan çıkıyor. Kasabayı ve bağları gören en yüksek tepede bir tadım alıyoruz. Her bir şişenin hangi bağdan geldiğini hem anlatıyorlar hem de önümüzdeki mermer masa üzerine çizilmiş haritada gösteriyorlar. Chablis apelasyonu Grand Cru, Premier Cru ve Petit Chablis olmak üzere ayr ılıyor. Grand Cru olanlar bağların sadece %3 kadarı ve 7 adet üretici ile sınırlı. Biz bunlardan Chablis Grand Cru Les Preuses 2006 tadıyoruz. Parker’dan 94 puan almış şarabımız canlı parlak açık saman sarısı, burunda armut, yeşil erik, olgun elma, limon, beyaz çiçek aromaları yanı sıra hafif ekzotik ve baharatsı dokunuşlar içeriyor. Damakta keskin bir mineralite, belirgin bir asit ve yağlı bir doku ile dolgun ve çok uzun bitişli.
 
Akşam yemeği Patriarche’da. Beaune’un altında devasa bir kav Patriarche. Neredeyse şehrin altının tamamını kaplayan. Ortak kullanılan ve birkaç milyon şişe şarap bulunduran bir kav. İçeride bir rehberiniz ya da haritanız olmaz ise kaybolursunuz. İşte böyle devasa bir kavın içinde önce 20 dakika süren bir yürüyüş, sonra tadım ve ardından genişçe bir mağarada yemek. Mum ışığı altındaki yemekte servis edilen kaz ciğeri, ızgara kuzu, peynir tabağı ve sufleye Chablis 1er Cru 2002, Pommard 2001, Beaune 1.er Cru 2001 ve Cremant de Bourgogne eşlik ediyor.
 
 
Kırmızı Bourgogne şarapları yalnızca üzümlerin kraliçesi olan Pinot Noir’dan üretilir. Klasik bir Bourgogne açık yakut renktedir. Genç şaraplar daha çok  kiraz ve ahududu meyvemsiliği ile öne çıkar. Zamanla çilek, vişne, mantar, toprak, etsi nüanslar, mineral ve baharat eklenir. Daha soğuk iklimlerde ayrıca ıslak yaprak ve lahana gibi vejetal aromalar belirir. Damakta belirgin asit, ince tanenler ile genelde zarif, kadifemsi ve kompleks örnekler verirler. Güneyin daha hafif, çiçeksi, çilek ve ahududu meyvemsiliğine karşın Cote d’Or’da daha gövdeli, mineralsi ve baharatsı karakterdedir.  Pinot Noir aynı zamanda Champagne bölges
inin de üzümüdür. Sadece Pinot Noir kullanılan şampanyalara ‘blanc de noir’ denir.  Pinot Noir’ın iyi örnekleri Bourgogne dışında Alsace, California, Marlborough, Oregan, Casablanca Valley, Yara Valley gibi bölgelerde üretilir.
En iyileri en sona sakladık. Artık kuzeye, Cote d’Or’a doğru çıkmanın vakti. A31 ile kuzeye doğru sadece 20 km sonra Nuits-Saint Georges’a varılır. Buradan yukarıya yaklaşık 30 km içerinde büyük bağlarda büyük şaraplar yapılır. Cennetin dört atlısı ve Kraliçe Pinot Noir demiştik ya, kadehimizi onlara kaldırarak yapalım bu son tadımı. 
 
Vougeot 1er Cru Les Cras Mongeart-Mugneret 2004; kiremit rimler içeren açık yakut renkli. Burunda çilek, beyaz çiçek, pamuk şekeri, damakta orta gövdeli, baharat ve limonsu mineralite ile geriden topraksı nüanslarla. Orta uzunlukta bitişli, zarif.
Musigny 2000; hafif tuğla rimler ortaya çıkan açık yakut renk, temiz ve parlak bir görünümde. Burunda gül, katran, puro, baharat, damakta hafif yüksek asit, orta gövde, yuvarlak, nispeten uzun bitişli.
La Tache 1989; Koyu kiremit renkli, halen parlak temiz ve canlı görünümde. Burunda pişmiş sebze, animal tonlar, domates, damakta tanenler halen diri, asit yüksek, meyvemsilik azalmış yerine vejetal tonlar baskın. Orta gövdeli ve orta bitişli.
Romanee Conti 1995: açık tuğla renkli, temiz parlak görünümlü, burunda vişne, nar, karanfil, lahanamsı vejetal tuş, ıhlamur, damakta son derece dengeli orta gövdeli, nispeten uzun bitişli çok zarif ve  kompleks. 
 
Notlarımızdan yararlanacaklara önerilerimiz arasında Dijon’da artisanal bir hardal üreticisini ziyaret ederek bir uygulamaya katılıp kendi hardallarını üretmek, Louhans’da pazartesi sabahları kurulan ve her türlü tavuk, hindi, kaz, yaban kuşları satışı yapılan Marche a la Volaille’ı ziyaret etmek sayılabilir. Bu arada öğle yemeğinde, örneğin Louhans yakınlarındaki Rest. Moulin de Bourgchateau’da Bresse tavuğu tadabilirsiniz. Tabi yanında nispeten genç bir Cote d’Beaune dolu kadehi cennetteki atlılarımız ve kraliçe için  kaldırarak onları anmak koşulu ile. 
 

2/28/2016
Mesaj Gönder
© 2010 keyifnotlari.com Tüm hakları saklıdır.

Yemek, şarap kültürü üzerine yazı, değerlendirme ve yorumların olduğu bir içeriğe sahip enogastronomi sitesidir.

Burada yer alan yazılar, değerlendirmeler ve yorumlar hiçbir markanın reklamına,tanıtımına yönelik değildir. Hiç kimseyi alkole özendirmeyi amaçlamaz. Yaşam biçimimiz olan yemek ve şarap kültürü üzerine özgürce düşüncelerimizi paylaştığımız enogastronomi düşünce platformdur.

Unutmayın ki: Bütün faydalı şeyler gibi alkollü içeceklerde fazla tüketildiğinde insan sağlığına zararlı olabilir.

alkol dostunuz değildir.